cevab-ı mim-Mutluluk

Dilekss

Mutluluğun sonuna iki nokta üst üste koymayı;karşısına da Sonu noktalı,dır lı biten bir cümle kurmayı çok isterdim.lakin klasik olucak tarif edilemeyişi,hani, acılardan çıkartılır bazen mutluluklar işte…yani ne zaman mutlu olduğumuz ne zaman mutsuz olduğumuzla eş birazda.bak dır lı da olmadı cümle sonu noktalıda;hatta karışık bile oldu cümle

Lakin belkide dostlarım dediğin kişilerle sabaha karşı edilen sohbet anlarıda olabilir,kardeşimle edilen kavgalar mesela;hiç kadar çok olan sevgililerden gelen tutulmayacak sözlerin edilişi de olabilir,babamın boynumdan öpüşü

Belki sonradan sonradan anlayacağımız tüm bunların toplamı bile olabilir yada bunlara duyulan özlem bile olabilir

KARDEŞTEN İNCİLER

-büyük hevesle ev telefonuna koşması;yarım yamalak konuşmayla;beni aradıklarını anlaması ve
-“selim seni arıyorlar” diye bağırması;abi kavramı yerleşmemiş


*fotoğrafınız ben çekebilir miyim abi?
-al bakalım
-sonuç: vizöre hep kapalı gözünü denk getirdi.Biz öteki gözünle bakacaksın dedikçe o gözü değiştirdi ama değiştirdikçe gözü de kapadı

*Milli takımın maçını izlerken;
-ya abi rüştü hem Fenerbahçe de hem burada nasıl oynuyor?

*Benzin istasyonun içerisinde kasaların önünde bir tarafta kamera diğer tarafta kameranın görüntüsünün olduğu tv var
-Baktım bizimkinin kafası sağa sola hızlıca hareket ettiriyor
-Ufak bir sorgu sonucu kendini tv de kameraya bakarken yakalamaya çalıştığını öğrendim..

Sonradan

Evimize giren hırsızdan sanırdım ilk zamanlar
Yarım yamalak uykularımın,
Gecenin 4 ü uyanışlarımın nedenini
Sonradan sonradan anladım
Aynıydı işte ruhani terkedişinle
Bir hırsızın evimize girişi,
O bir şeyler çalıp
evde ufak boşluk yaratmıştı
Sense bırakıp..

KUSUR





Sonradan sonradan anladım

kusurların kusursuz üzerinde duruşuydu

daha olmamış ve bir doğruya gebe yalana inanışımın nedeni

ve o hiç doğmadı;

doğsa belki biraz piç kalırdı yada hiç...

Kusurlardı işte,ve kiminde o kusurlar durmazdı

ve baktım ki o kusurları arıyorum işte

sonra sustum,biraz kanadım

sonradan sonradan susmaya kanadım
ortak bir dil olmadı işte
susuşlarımın alfabesini öğretemedimki
ve ben en çok yaşıma değen yaşına aldanmıştım
ve artık bir heykeltraş edasındayım
hiç kadar çok kimi alsam karşıma
hep sana yontuyorum işte
ama işte o kusurlarını o kadar kusursuz yapamıyorum
senden başka bir sen var artık bende
sana bile benzemeyen...


ve en nihayetinde işte
kendini gömmeliydin
öle dik fazla duramazdın işte
herkese farklı nedenlerin vardı
zaman zaman karıştırsanda

yani artık sende öğreneceksin aşkı
deneyerek işte
kara diye yüzüme çaldığın
duysan yapılmaz dediğin bahanelerin
artık
sebeplerin olucak seninde

susuşlarımın anlamsızlığı
anılarında olucak artık işte

kalabilmeyi becerebilmek
yani bir yerde yada bir durumda
önce gidebilmeyi sonra olabilmeyi becerebilmektir
dosttan ziyade...

en çok nafile lafını severim;
ama işte başta beyhude gelir..

yani öğreneceksin artık
nedenlerin şimdi kişiye özel olucak
korkma sakın
sıkıldığında en güvenli yere
kendine kaçabilirsin yine
hemde ilahi kurallar eşliğinde

Elbet



Daha güzel olacak elbet

en nihayetinde hiç birşey sonsuza kadar batamaz ki...


Elbet zamanı gelecek;

elbet anlayacağız her şeyi

belki son demde olucak

hani o meşhur film şeridi zamanında


Daha güzel olacak elbet

kimse sırası gelse bakışlar yerine

dinler,anlar bakışlarla baktığında


elbet anlayacağız



öylesine



En çok kendime dolanıyor, seni anlatıyorum
Yazılanlar bile karalama değil anlatma çabası
Ve aldığım ödünç kelimeler işte
Kanatsın diye belki yaralar geçsin diye belki
Ki belkiler bile burda sıradan,öylesine
Lakin geçsin dediğin şey iz bıraksın istiyorsun
Senin yerinede yapıyorum işte,bilmeden
En güvenli olduğun yere girebilme kaygısıydı bir zaman işte
Yani kendin olmaya çalıştığın içine
Bir düz yazı şairinin lafları kulağıma doluyor
“Sevilmeme engel evcil acılar” ...
Neresinden tutsan elinde kaldı
Beklide tutacağın yer sadece ben
Şiirlere konu olacak kadar bile önemli değil
Şarkılara nakarat bile olmaz
Yani öle sıradan,öylesine...
Olabildiğince sıradan işte
Ve sıradan olabilmek o kadar zor ki
Her gelişimde sakladığım,kimselere vermediğim
Sana ait olduğuna inandığım ödünç laflarım vardı
O kadar biriktirmiştim ki sana bile veremedim işte
Almamandan değil korkum,zira bende alınmamış sözler çok vardı
Sana benzemeyenler sana benzediğinden beri
Ben yaralarımı kanatıyorum

Birazda öykünmek işte az az
Yarayan kanaya...

anlamadım...




Dörtlükler de olabilirdi,mutluda ;
Bir düz yazı gibi değil de alt alta sıralasaydım kelimeleri
Sonlarına birde kafiyeler ekleyebilseydim
Elbet şiir olurdu
En nihayetinde fona bir de müzik koysam şarkıda olur
Lakin işte olan oldu zaten..

Döngü..




yasadiklarin, yitmeyecekler - yasayacaklar.

birseyleri yasamissan, gercekten yasamissan,

onlari yitiremezsin artik-istesen bile istemesen bile, yasar artik onlar..

yasadiklarinsin...yasamin, butun yasadiklarini yitirip,

yeniden kazanmanin sureci olacak -

hep yeniden yitirip,

hep yeniden kazanmanin sureci....

Belki..




Kusura bakma işte belki daha kolay olurdu...
Bilirsin en çok gözaltlarından şakaklarına giden mesafe kadar dı uzaklığımız
Senin bir boşluğun olacağım belki,
Üstünü kapattığın ya da hiç açmadığın
Korkma dolduramasam bile fazla büyütmem

Belki bir dost gibi sırt sıvazlaman kadar acı verecek
Belkide öğlece dik bakamayacağım işte
Biraz kaçamak olacak, yakalanmaktan korkmadan
Kusura bakma işte belki daha kolay olurdu
Gecenin 4 ü bu kadar manidar olmazdı belki
Doğduğumda kulağıma sus denmiş gibiydi sanki
Ya da baktığımda anlatabileceğim tek şey susmaktı
Yorulmamı bekleyeceksin belki
Lakin dedim ya ben en kolay kendimi kandırıyorum
Yani bana ödünç yalanlara gerek yok
Ve sen belki de gelsem de kalamam gibi duracaksın
Belki daha kolay olurdu
Sana Benzetmeseydim sana benzemeyenleri
İşte çoktan unuttuğun gelip geçeni belki de
Şiirde yazdığı gibi “Başlamadan biten yazmanı”




Çivi çiviyi söker derken bile anlamamıştın işte,


Sen gördüğün düşler nedeniyle uzun uzun uyurdun belki


ve bir o kadar habersizdi uykuların işte


ve sen çivi çiviyi söker derken bile anlamadın işte


sana benzemeyenler bu kadar çok sana benzemeselerdi


daha rahat bakardım belki


belki aldatıyor gibi hissetmezdim,sen habersiz uykularda olsan bile


işte kime baksam sen olmasaydın daha kolay olurdu


sen hala öyle uykular,düşler,kuğular


İyi Uykular




Susarak Özlüyorum
Öylece, işte sadece ama sadece susarak,kalabalığa denk gelsin istemiyorum
Susuşum,özleyişim bozulmasın diye
Ve sen anlatıyorsun, hemen yanı başımda ve o kadar uzakta…
Ellerimi bağlıyorum içime,
Ve ben en çok kendimi kandırıyorum
Sadece susarak özlüyorum
Hiç tanımadan hem de, ağzına gömülmek gibi
Kalabalığa gelsin istemiyorum
Vakitsiz bir andı belki, ki gerçi hiçbir an vaktinde olmuyordu
Belki de işte tüm korku fonda çalan şarkıda dendiği gibi
rahatsız edici mutluluktan kurtulmaktı
ve ben en çok kendimi kandırıyordum
ve yapılacak tek şey kalıyordu
tek başıma yapabileceğim tek şey
susmak

HALA dan İnciler

Bir büyükden,bir anne yarısından nasihat

-"Bak yavrum insan belli bir zaman sevdiğini arıyor,sonra bulur gibi oluyor,sonra anlamaya çalışıyor;ama olmuyor,sonradan sonradan ise DENGİNİ ARIYOR..."

yani önceleri sevdiğini dengleştirmeye çalışıyorsun,sonra ise dengini sevmeye..


Artık öğrenilmiş çaresizlik değildir ,düştüğümüz
Alışılmış umutsuzluk
Kalkmaya denemeye,yapmaya mecalin vardır ama aklın almaz işte
Olmazlarla doludur aklın
Bin yolunu bilirsin ve bulursun olmaması için
Lakin yaşamak kadar yapmak kadar cesaretin yoktur
Ve sıralarsın lanetleri ,”bak işte” leri
Zaten kendimizden başka kim bizi daha çok haklı çıkarır ki
Öğrendiğimiz umutsuzluğu unutamayız da
Artık umutsuzluk girdaplarının yolcusuyuzdur
Akıl danışmaya görsün biri,dur,yapma larımız hazırdır bizim
Peşi sıra sıralarız…
Yani hep öle tersten gideriz
An gelir unuturuz işte umutsuzluğu
Sarılırız,inanırız
Sonra
Sonradan da sonra
Kendi olmayan kendimize geliriz
En nihayetinde istemeden öğrendiğimiz tek şeyi hatırlarız…
Umutsuzluklarımızı yarıştırır hale geliriz işte
En çabuk kim anlayacak gidecek olanı
Edilen hangi yeminin ,tutulan hangi elin yalan olduğunu
olmasa bile öle biz görücez işte
en nihayetinde yine hatırlayacağız işe..

...


Ağlamak kadar istemsiz,gülmek kadar düzensizdi biraz

Ama işte kimse önemsemezdi ağlarken nasıl göründüğünü

Gözaltlarından şakaklara uzanan yol kadar mahçup,utangaç ve savurgan birazda

Ve biz yaralarımızın kabuklarını saklamıyoruz artık

Tarif etmekten bile vazgeçiyoruz

Dilimizde kalan hep nakarat oluyor

Ve biz sonradan hep başka şarkılara uydurmaya çalışıyoruz işte
Etrafımızda bir çoşku evet uydu diyen nidalar
ama işte tutmaz onda savurganlığın,günahların..


Ve tutmuyor tabiî ki,denemiyoruz da hani yeni şarkının nakaratını

Aklımızda,dilimizde hep o nakarat kalıyor

An geliyor en fazla ıslıkla çalabiliyoruz

Biliyoruz da belki bir daha o ilk an kadar gür sesle söyleyemeyeceğiz

Ama işte ıslığımıza,nakaratımıza ne kadar sahipsek o kadarız işte

Birlikte söyleme inancınız hiç gitmez aklınızdan

Velakin öle dilinizde nakarat,kulağınızda ezgisi yaşar gidersiniz