Günce-öylesine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Günce-öylesine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

oluyor ...

ve sonra alışıyor işte insan yaşamaya olduğu gibi mutsuz olmaya biraz melankoliliğe..Biraz tedirgin bekleyişler oluyor,ne zaman bitecek bu mutluluk diye bekliyorsunuz en basit anlarda...ve heba oluyor işte o kısacık anlar...Ne zaman gideceğim,ne zaman bitecek; bir gariplik var duygusu yerleşiyor işte tam içine...ve artık mutlu olarak görünmeyi bile paylaşamıyoruz...

Bir an yani andan bile daha kısa bir an"Her şey elimizde" duygusu kapıyı çalıyor belli bellirsiz,kalkıp kapıyı açmaya mecalimiz olmadığı duygusu hemen araya giriyor işte..ve biz susuyoruz...ve artık en çok mutsuzluklarımızı anlatırken rahatız,binbir halini biliyoruz anlatmanın...
Bunları bile bir an okuyup,hemen sonra unutyoruz,tek olan biraz daha anlama çabası ve insana en çok koyan farkındalık...

Duydun Mu?

Şşş size diyorum kanuniciler…bak çıkartmışlar aynı ırkından 2 madencimizi…hatırladınız mı lan..hani göçük oldu ya bildin mi?

Zaten ölmüşler dimi cesetleri çıksa ne olur ..

Yok hani toplandınız ya bir kanalın önünde öle Süleyman mı olur diye;hani fetva veriyordunuz ya kanalın önünde..

Çıkartılmış cesetleri o madencilerin duydunuz dimi..

Uyku ile karışık duydum haberlerde,çıkartıldıktan sonra teşhis için gönderilmişler hastaneye..anladın dimi teşhis için…

Bu dizi yayından kaldırılsın..

Tabutlarına türk bayrağı sarmışlar gördün mü?

Gururlandı mı lan?

heh işte o dizi için fetva verdiniz ya kanalın önünde..

al o fetvayı... oku bi daha

yok




Sen olmayan Sana değil bu…

Ve bazen bir özür dilerim barışmaya değil
Yeni yaralar açmaya izin almadır biraz da
Yani sen kuruturken öfkeni
O geriliyordur derin darbe için

Sana da gelmez hani darbesi
Bilir ya ölesiye sevdiğini kendine vurur işte

Ve en büyük silahı ben böyleyim dir
Kabzası nedenlerden,nişangahı ise sözlerden
Mermiler mi?
Gözler…

Ruhun içime Üflenişinin Yıldönümü...




Şaka gibi!!

Anne-Baba doğum günüm kutlu olsun!!

Değildim belki şehvetinizin bir eseri; ama gelmem bile seçimdi işte.
Umudunuz oldum içini doldurmamı istediğiniz;beklentileriniz birazda olamadıklarınız.Kendim olana kadar sizindim;kendimden sonra ise siz benim oldunuz..
Kardeşlerim doğum günüm kutlu olsun!!

İcabı gerekten paylaşmaya başladık ve başladık işte…Sonradan sonrada n anladık kan bağı dert değil önemli olan paylaşım.
Arkadaşlarım doğum günüm kutlu olsun!!

Vakti hoyratça harcadıklarım, zamanın yalnızca aralarında görüştüklerimiz…

Dostlarım doğum günüm kutlu olsun!!

Ve beni ben eden;kimi benden önce kalma kimi benden sonra olanlar saolun..Rakı masasındaki kadar cesur biraz nahoş;biraz Trakya biraz ege biraz iç Anadolu olan sizler…Karşılaştırmalı bir hayat da kiminiz cevap kiminiz sorular bıraktınız. Hayat denen anı anlatan sorular..

Sevdiklerim doğum günüm kutlu olsun!!

Az kadar çok olanlarınız;gözlerini unutamadıklarım,kızdırdıklarım,öğrendiklerim,öğrettiklerim olan sizler..Az kadar çok olan sen belki de..Hayat paylaşma gayretinde olduklarım,sustuklarım içime üflenen günün dönümü işte..Bilemediklerim,anlamadıklarım..

Zamansız bir şaka gibiydi işte;komik ama ,sonradan sonra zamansız gülüşlerim oldu bu sefer,kiminizin yüzüne denk geldi ;kiminiz anlamadınız.. Yüzünün topraklarına gömülmek istediğim,gözlerine düşen siluetleri bile kıskandığım;ayrılıkların istemsiz,biraz vakitsiz atılmış bir kahkaha olduğunu anlatan...
Olduğumu düşündüğümü olduranlar olan hepiniz;tüm yarım kalmışlıklarla,benim olmayanlar, bir şaka kadar komik geçen yıllar…


Şakayı hazırlayana;en can alıcı yerde benimle kahkayı atanlara,şakayı anlamayanlara yani en nihayetinde ne var ne yok herkese saolun..

EN NİHAYETİNDE..




Öylece bakakalıcağız belkide; hem de en son demde..Belkide bütün işin böyle sadece,sakin kenarında durabilmek olduğunu anlayacağız.Tek korkumuz belkide bunu sonda anlamak.Gelene kadar o ana bir sürü yanımızdaşımız olucak sadece sıfatları değişik,dost,sevgili,anne,baba diyeceğiz;kimi erken gidecek ordan kimi hiç gelmeyecek...


Ama işte en nihayetinde hepsi bir iz bırakacak;ki dua edelim ki iz bırakabilecek nitelikte insanlar olmuş olsun...


Neden sonra anlıyacağız belki de telaşın hayata yakışmayan en iğrenç sıfat olduğunu...dedim ya belki geç olucak ama ilk defa bekleten biz olucaz ve ne yazık ki "o an" hep bekliyor olucak.Yani birazda kaçınılmaz olucak kavuşmak.

Keşke çıkıp gelicek sonradan şu izlerin sahibi yanımda olsa diyeceksin ama işte en nihayetinde biz kendimiz olucağız..

Hep mi..!!



Hep mi değişiyorsunuz,gelişerek mi ilerliyorsunuz...Yok mu hiç tekrar ettiğiniz biri,hep mi farklı...Yok demek istediğim teni,boyu,gözü değil işte...Onu o yapan ne ise işte...Evet her şey bir bütün,aynı renk göz aynı bakışı bakamaz elbet.Nedir ki geçip gidenlerin ortak kümesi...

BİR AN...




ve sonra alışıyor işte insan yaşamaya olduğu gibi mutsuz olmaya biraz melankoliliğe..Biraz tedirgin bekleyişler oluyor,ne zaman bitecek bu mutluluk diye bekliyorsunuz en basit anlarda...ve heba oluyor işte o kısacık anlar...Ne zaman gideceğim,ne zaman bitecek; bir gariplik var duygusu yerleşiyor işte tam içine...ve artık mutlu olarak görünmeyi bile paylaşamıyoruz...

Bir an yani andan bile daha kısa bir an"Her şey elimizde" duygusu kapıyı çalıyor belli bellirsiz,kalkıp kapıyı açmaya mecalimiz olmadığı duygusu hemen araya giriyor işte..ve biz susuyoruz...ve artık en çok mutsuzluklarımızı anlatırken rahatız,binbir halini biliyoruz anlatmanın...
Bunları bile bir an okuyup,hemen sonra unutyoruz,tek olan biraz daha anlama çabası ve insana en çok koyan farkındalık...


Bir Ispanak Bir Baba



Keşke o kadar basit bırakabilseydik düş kırıklıklarını...Babamdan yediğim ilk ve tek tokat ıspanaktandı hani şu temel reise güç katan ki bana sızıdan başka bir şey bırakmadı...


İlkokula yeni başlamıştım, ilk haftanın son gecesi nedenini bilmediğimiz telli,kareli,harita metod,pastel,divit uç vs...binlerce şey...Alınmalıydı işte..ve babam o gün alamamıştı işte ve ben yani nedensiz bir çocuk olan ben...ağladım...


Ve sonraları işte babam nedensiz her şeyi aldı bize,istemediğimiz,ihtiyac olduğuna alındığında fark edilen nice şey...

Vazgeçtiğide oldu her şeyden..Biz hariç..ve işte sonralardan da sonra anladım ki her şey biz için,ve bir insanın kendinden vazgeçişi ne kadar hazinse birilerinin her şeyi sana adamış olması o kadar ağırdı..

Aklımızdan çıktıkları,kızdığımız,küstüğümüz nice anlar oldu nedensizce hem de ve yine onlardı işte hiç bir şey olmamış gibi dimdik yanımızda duranlar.

ve sonradan işte fark ettim bir baba bir anne nedensiz olabilmeyi becerebildikleri için anne ve babalardı..


Her şey için saolun...ne zaman ıspanak gelse önüme ;yemediğim ıspanak yüzünden yediğim tokatı hatırlarım.şimdi aram iyi çok şükür..

Kusura Bakmayın...



Bu dünyadan vaz geçmiş ama her şeyini bu dünyaya vermişler kusura bakmayın...yapamıyoruz işte,olmuyor yani..nazım ın dediği gibi bir ağaç gibi hür bir orman gibi kardeşçesine lafı değişti artık bir ağaç gibi yalnız hissediyoruz ve bir orman gibi birbirinin kökönü kazıyan bir kitleyiz o kadar..
Kusura bakmayın yazdığınız en güzel şiirleri artık msn ve msj larda kullanıyoruz...Kusura bakmayın, içindeki aşkı sanatla anlatmaya çalışan nejatlar,adileler,kenterler hala yaşayanınızda var göçüp gideninizde ama biz sizleri anca ölünce dvd lerden izleyecek bir kitle olduk...Aldırmadınız bizlere zaten belki bizler içinde yapmadınız şarkılarınızı biz anca nakaratlarını stadlarda bağırır olduk işte...
Dedim ya özeniyor ya herkes aa eskiler diye,baktık uymuyor bize yorumladık farklı farklı işte sizleri,aşkları...Elde nemi kaldı....
Yarin yanağından gayri her şeyi paylaştınız siz,yarin tenini ilaç sayanlarınızda oldu,kiminiz tanımadığı insanlar için can bile verdiniz,kiminiz sürgünde kaldınız,elmayı sebepsiz ölece sevenleriniz oldu..Biz mi ? Kusura bakmayın artık garantiye almadan kendimizi ilişkilere başlamaz olduk,evlere kapandık tv denen yalancı ışıkla aydınlatır olduk evimizi,sodexholarımız oldu bizim,mesailerimiz oldu...
Kusura bakmayın şimdi herkes düşer gibi bir yerlerden ve her şeyi saklamaya çalışan gözlerimiz ,"Tut beni" diye bağırmakta..duyan çıkmadıkça susmaya başladık işte..bu sefer susuşumuz çığlık oldu...Kalabalık geldik kendimize...
Kusura bakmayın işte öle arada,çığlık,ağaç kaldık işte..

İÇ SES...

Var ya hani bir iç sesimiz,kimle konuşursak konuşalım içerden kendi bildiğini okuyan..Bazen karşımızdakinin nedediğini kaçırdığımız,yüzüne ölece anlamsızca baktıran..
Ama işte bazen öyleleri çıkar ki; ona bakarken bile iç sesin de onu söyleyip ,onu izler..

O kadar...

Dostluğunu,arkadaşlığını daha çok sevdiğimden cesaret edemediklerimde oldu,arkadaş kalamayacak kadar sevdiklerimde..

Nedir?

Bu kadar basit olamaz gibi;yani beynimizin serotonın salgılaması kadar basit olamaz.Onca yıldır hayatında olmayan birinin hayatının odağı yapman..Onlarcası içinde onu o yapan nedir?Olduğu gibi oluşu sanırım,değil mi ki kendimiz olmaktan çıkılan her durum hüsran...anlamadım ki..

İlkel Mİ?...




Hani ta ilk başta yani bizim şimdi ilkel dönem dediğimiz o anlarda olsaydık..Ne yapıyor olurduk..Bir ilk yapar mıydık..gerçi yapılan her şey bir ilk olucaktı ya neyse..Mesela
*ilk ağaçtan düşen mi olurdunuz; yoksa ağaçtan meyve toplayan mı?
*Taşla kuş avlayan mı? Taşı ilk yontmaya çalışan mı?

Nerden mi geldi aklıma,yukarıdaki resme bakın;ve tam o anı o en ilkel dediğimiz kişiyi ve yaptığını düşünmdüm..yada bana garip geldi kaldı ki ben ilkokulda bile insan resmini cetvelle çizerdim...

Olur mu?

Acaba yapabilir miyim?
Neyi.
Aşık olmayı..
Ne nediyosun be onun denemesi olur mu?
OLurmuş,yapabiliyorlarmış..

Kapitalizmin Küçülttüğü UMUT..

Kimine bir şey ifade etmeye bilir ama; "Bari bayramdan önce sodexhoları yatırsalar" ne büyük istek değil mi???

Hangisi...

Hangisi kolay; hissettiklerinimizi unutmak mı?Yalan mış demek mi?