...


Ağlamak kadar istemsiz,gülmek kadar düzensizdi biraz

Ama işte kimse önemsemezdi ağlarken nasıl göründüğünü

Gözaltlarından şakaklara uzanan yol kadar mahçup,utangaç ve savurgan birazda

Ve biz yaralarımızın kabuklarını saklamıyoruz artık

Tarif etmekten bile vazgeçiyoruz

Dilimizde kalan hep nakarat oluyor

Ve biz sonradan hep başka şarkılara uydurmaya çalışıyoruz işte
Etrafımızda bir çoşku evet uydu diyen nidalar
ama işte tutmaz onda savurganlığın,günahların..


Ve tutmuyor tabiî ki,denemiyoruz da hani yeni şarkının nakaratını

Aklımızda,dilimizde hep o nakarat kalıyor

An geliyor en fazla ıslıkla çalabiliyoruz

Biliyoruz da belki bir daha o ilk an kadar gür sesle söyleyemeyeceğiz

Ama işte ıslığımıza,nakaratımıza ne kadar sahipsek o kadarız işte

Birlikte söyleme inancınız hiç gitmez aklınızdan

Velakin öle dilinizde nakarat,kulağınızda ezgisi yaşar gidersiniz

OLMAZ YA




X:Çok canım sıkılıyor,canım çok sıkılıyor
Y:Tamam sıkılsın dert etme
X:Sıkıldım diyorum ya
Y:Ya otur tamam beraber sıkılalım işte
X:Nasıl yani
Y:Ne nasıl ya;ölece dur işte ,bir şey yapmamayı yapalım birlikte…Zaten bunuda becerirsek..





Her izlenişte aklınızda kalan replikler değişmekte;işte o anki ruh halinize bağlı yani...Ama çıkmaz işte müziği ve işte bu izleyişte akılda kalan ise


''Ona aşığım çünkü bana ihtiyacı yok''




hayatin anlami hep uzaktadir.


ya ANI olmuştur hayatın anlamı ya da ÖZLEM.


hayatını anlamlı kılacak ve geldiginde senin tam olmani saglayacak olan sey,


henuz senin disindadir.


hayatin anlami hep hayatin disinda kalinir.


ona hazirlanir


o beklenir


o ozlenebilir ama ona dokunulamaz


dokunamadigin noktalardan gelir hayatin anlami.




ve artık şarkıda geçtiği gibi aşk bir er meydanı savaşı

hani geçtiği gibi şiirde sevdiğinin kirpikleri birer ok

ve kaybedeceklerini düşünürsen bu meydana çıkılmıyor
Alamıyorsak göze yaralanmaları-ki en nihayetinde o yaralarda teslimiyete götürecektir-
öğlece arafda kalıyoruz o kadar


Her şeye o kadar kolay ulaşmaya alıştık ki

Çile dönemi bitti artık yani,


Bir bütünleşme birazda teslimiyet gerekir

yani en nihayetinde aşık maşukundan güç alır


Ve hepimiz ya aynı yaraları paylaşacak birilerini arıyoruz

yada o yaraları saracak birilerini
Ama er meydanına çıkmadan o kadar çok yara alıyoruz ki
değil aşk meydanına çıkmak...



KUĞU EZGİSİ





Kuğuların ölüm öncesi ezgileri şiirlerim,

Yalpalayan hayatımın kara çarşaflı bekçi gizleri.

Ne zamandır ertelediğim her acı,

Çıt çıkarıyor artık, başlıyor yeni bir ezgi, -bu şiir -


Sendelerken yaşamım ve bilinmez yönlerim,

Dost kalmak zorunda bana ve sizlere!


Çünkü saldırgan olandan kopmuştur o, uykusunu bölen derin arzudan.


Büyüsünü bir içtenlikten alırsa

Kendi saf şiddetini yaşar artık, -bu şiir -


Kuramadığım güzelliklerin sessiz görünümü, ulaşılamayanın boyun eğen yansısı,

Sevda ile seslenir sizlere!

İSTANBUL






Başka bir şeye benzemez işte bu yedi tepesi gizli şehir..


Türkiyede yaşamak ile İstanbul da yaşamak başka..


beraber dirsek çürüttüğümüz dostum sormuştu işte


-Nasıl İstanbul


-Gelin Taşı Toprağı altın demiştik filmlerdeki gibi..




Lakin öle bir altındı ki eline alanın kendi değeri gidiyordu..


Temiz kalmak o kadar zordur ki


Anlamıyosunuz işte zaman geçtikçe üstünüze siniyor


Bir yerinizden kirleniyorsunuz




Yok dedikçe üstünüze geliyorlar,


Hani kirlenmeseniz bile ayrı kalıyorsunuz işte

2 yakası sanki;dünyanın iki ucu oluyor

Yollarda rastlaşıyorsunuz işte..


Harala gürüle yaşıyoruz işte

Aga kusura kalma altın değilmiş...








En nihayetinde; olan biteni anlamak zaman alacak…uyanmak mı iyi uyuyakalmak mı bilmem ama..en beteri arada kalmak sanırım.

Öyle anlar gelip dayanıyor ki kapıya evet bu diyorsun yaşıyorum uyanığım;sonra ardı sıra başka bir şey ve yok bu olamaz uyuyorum sanırım diyorsun…

Ne halt olduğunu anlamaya çalışıyorsun uykulu gözlerle nitekim o anlar işte hayat oluyor…

Sonra susmayı deniyorsun ;ona bile müsade etmiyorlar ki…bırakın ya bırakın her şeyi vuralım hep beraber dibe,yok ;elbet hakkımız güzellikler ama işte en nihayetinde kuşandık bizim olmayanları bırakalım bi onları,

Dediklerim,gördüklerimin ağzından çıkan,okuduklarımın fısıltısı sadece; farklı biriyim ama işte ona bile müsaade yok..

Tutarlı olmak ne demek ,nasıl bir kontrol altına almadır ki nasıl bir güç…



GİTmek..



Bazen işte -ki bazenler çokca- kalırsınız öle
Susmak gibi gelir en doğrular...
Nedensizce öylece..

Hani bozulmasın diye işte susarsınız
Bu sefer sustuğunuzdan bozulur
Nazarın nazar boncuğuna değmesi gibi..

Bir şeyler yavan gelir ve siz birazda yaban
Anlatmak zordur,anlamaya çalışmak en iyisidir
Ama işte anladıkça yabanlaşır anlamlar

Susarsınız bu sefer,
Derdimden değil ki be
Sadece yavanlığı atmak o kadar

Sonra gidesin gelir,her şeyi bırakıp
Sonra bırakacak bir şeyin olmadığı gelir aklına
Senin değildir senin olanlar

Sonradan sonradan gideceğin gelir aklına
Sonra gitmeyi seversin işte yolu seversin
Zira senin olmayandır artık yol

ama işte öle elinde zihninde her şey toparlanmış
bir ayağın yolda bir ayağının ötekinden haberi yoktur
en nihayetinde öle gidedurursun
bir gözün yolda

SÜRMEYİN..




Yahu nedir bu ya;ne bu küçüklükten sürülen savaş boyaları kardeş,daha dur ya dur bi…


Sonra büyürkenkileri hiç saymıyorum,işte,evde,aşkta sürülenleri..

Bir çıkartsak şu boyaları ;nasıl diye sormayın sadece deneyin işte ya…yok bende boya demeyin,inanın bir yerinden üzerinize sürülmüştür işte..

Evet çıkarttığımızda ise böyle izi kalıyor yani; izde değil de öle kalıyor kalıp gibi…gerçek olmak ne zor oluyor.

He bide kardeş,öle yalap şap silmeye çalıştığınızda ise öle yarım yamalak kalıyorsunuz,yüzümde bir şey var mı diye sorasınız geliyor,birine bakıyorsunuz işte öle yalap şap..

Tamam çıkarttığınızda karşınızdaki takmışsa ne olacak diyeceksiniz; onu bilmem ama ikinizde karşılıklı çıkarttığınızda işte olacağınız biriniz kuğu, biriniz…

Korkup tekrar sürebilir,sürebilirsinizde ;ama


En nihayetinde birini öyle saf görmüş oluyorsunuz…VE siz hep...

ASlında




Ayrılık acısı ile birbirine sarılan iki sevgili;

Ya da nebilim bırakmak zorunda olan bir kalp ve yalvaran bir adam

belki de gidesi gelmiş bir adam
Gider gibi yapan bir kadın ile kalan gibi olan bir adamın pişmanlığı
asıl sevgiyi anlamış 2 kişi...ya da ayrıldık bitti denen bir ilişkinin ardından; her şeyi terse
döndüren karşılaşmalarını anlatan
Yani o an ne hissediyosan öyle görünen bir tablo işte..
Ama aslı vampir olan bir kadın ve belkide bundan habersiz bir adam...Tüm uysallığı ile kucağında olan bir adam işte..
Aslında en güzeli vampir olduğunu bile bile kucağına yatması..

O "AN"


Hani o "an" ı durdurmak istediğiniz oldu mu hiç? Yok demek istediğim sadece durdurup o anı sonra yeniden zamanı başlatmak değil...Sonrasını umursamadan sadece o anın içinde kalmak yani...hesapsız,kitapsız işte...

Hani öle durdurmak istediğiniz an gibi devam etmeyeceği korkusu gelir bu sefer,yüreğiniz daralır,gözlerinizle nefes almaya çalışırsınız,ağzınız duymakta zorlanır belki...

Biriktirmeyede çalışmayın hani o anı ,durmuş gibi gelir,şaka ile karışık geçer zaman yine..
Ve günah çıkarmadır biraz,biraz öykünme,ödünç kelimeler anlama çabası,biraz cinayet ama en nihayetinde arada bir feriştah,şaplatılan bir gül varsa...


Nefes aldığınızı hissettiğiniz an yani,durduramıyosanız zamanı yapacak tek şey kalıyor nefesinizi tutmak...Koynunuza almak bir kuğuyu,öle bakakalmak ...ama yetmez iste..


o an elbet devam edecek dersiniz,bir yandan gözleriniz yanar,nefesinizi tutarsınız sırf o an için..biribirine geç kalan anlardan başka bir halt değildir işte...
Durdasız olmalıdır işte,hesapsız çoğu zaman..
Konduramazsınız ,böle olmazlar dolanır...tıkanırsınız nefesiniz kalmaz,gözleriniz dolar...ve son bir gayret gözlerin bağırır,işte o bağrışlar biraz susmak gibi gelir,bir kuğu için tuttuğun nefes unutmak gibi gelir...
bakarak anlatmaya çalışmak kadar abesti konuşarak anlamaya çalışmak,tek olası dinlemekti işte kendinden geçen içimizi...
Ve bir ruhun içine üflenen o gün;bilmem kaç kmlerce yol kısa gelir bir mesajdan;lakin..Ve işte silinir tüm sanal yazılar ve sen artık 12 haneli bir numarasındır yada eski bir sıfat olur adınızın önünde,ama işte gönül tutmaz ki sıfat;belki yüklemdir sadece sevmek kadar..en fazla tekil kalır ama en nihayetinde..ve bunların hepsi hakkını vermektir işte...

bir ölçü müdür araya giren zamanın uzunluğu ,yoksa bir sınav gibi yapılan testler mi,bilirsiniz en nihayetinde ama işte o an sadece o an ne hisettiğindir...mutlak sınav içindeki yumrudur. normalinden çok hareketli bir kalp belkide,ıslak bir yanak belki,bir kuğunun boynudur yada tutulan bir nefeS..
ama işte en nihayetinde bilirsin gücümün yettiğince nefesimi tutarım..ki tutmazsam aldırdığın nefeslerden utanırım...




eninde sonunda AYILACAĞIZ..




Tamam söz bundan sonra olmayacak diye başlayan,kendimizle yapılan anlaşmalar..ve tutamadığımız sözler..verilen ödünler,unutulan yeminler..yani yaşanmamışlıkların doğurduğu çocuklar.Ve o çocuklar hep biraz piç biraz yetim..Ve o piçler büyüdükçe biraz biz..Olmayacağa sevdalanmak kadar,olacağı istememek kadar yavan..yutkunabilir mi gönlünüz,unutabilir mi..ve hep en başta önemlidir el tutmalar,sonra ise bir refleks..Sen inat etsende içindekini yaşamaya,unutma gün geçtikçe,için GEçicek kendinden ve aYILTaCaKLaR SENİ HAYATTAN...

Ruhun içime Üflenişinin Yıldönümü...




Şaka gibi!!

Anne-Baba doğum günüm kutlu olsun!!

Değildim belki şehvetinizin bir eseri; ama gelmem bile seçimdi işte.
Umudunuz oldum içini doldurmamı istediğiniz;beklentileriniz birazda olamadıklarınız.Kendim olana kadar sizindim;kendimden sonra ise siz benim oldunuz..
Kardeşlerim doğum günüm kutlu olsun!!

İcabı gerekten paylaşmaya başladık ve başladık işte…Sonradan sonrada n anladık kan bağı dert değil önemli olan paylaşım.
Arkadaşlarım doğum günüm kutlu olsun!!

Vakti hoyratça harcadıklarım, zamanın yalnızca aralarında görüştüklerimiz…

Dostlarım doğum günüm kutlu olsun!!

Ve beni ben eden;kimi benden önce kalma kimi benden sonra olanlar saolun..Rakı masasındaki kadar cesur biraz nahoş;biraz Trakya biraz ege biraz iç Anadolu olan sizler…Karşılaştırmalı bir hayat da kiminiz cevap kiminiz sorular bıraktınız. Hayat denen anı anlatan sorular..

Sevdiklerim doğum günüm kutlu olsun!!

Az kadar çok olanlarınız;gözlerini unutamadıklarım,kızdırdıklarım,öğrendiklerim,öğrettiklerim olan sizler..Az kadar çok olan sen belki de..Hayat paylaşma gayretinde olduklarım,sustuklarım içime üflenen günün dönümü işte..Bilemediklerim,anlamadıklarım..

Zamansız bir şaka gibiydi işte;komik ama ,sonradan sonra zamansız gülüşlerim oldu bu sefer,kiminizin yüzüne denk geldi ;kiminiz anlamadınız.. Yüzünün topraklarına gömülmek istediğim,gözlerine düşen siluetleri bile kıskandığım;ayrılıkların istemsiz,biraz vakitsiz atılmış bir kahkaha olduğunu anlatan...
Olduğumu düşündüğümü olduranlar olan hepiniz;tüm yarım kalmışlıklarla,benim olmayanlar, bir şaka kadar komik geçen yıllar…


Şakayı hazırlayana;en can alıcı yerde benimle kahkayı atanlara,şakayı anlamayanlara yani en nihayetinde ne var ne yok herkese saolun..

SÖZ...



Söz geri gelicem; bakmayın öle...Sıyrılmam lazım biraz ,inanın geri gelicem ve ne varsa yüklenilecek alıcam yine..benim olmayan ne varsa bırakıcam işte..

Gözlerin olduğu bir yere gidicem sanırım; sadece dosdoğru bakarken içini görebildiğim gözler olacak...mavi bakacak,belki biraz ela kokacak;en nihayetinde kapanacak...

Ama söz bi gitmem lazım ,rüzgara bırakmam lazım,benim olmayanlardan sıyrılmam belkide;gerçi onlar ne bilmiyorum ya...İçini dinle saçmalağını yapamadım;artık çok geç sanırım.O kadar çok var ki ses;aman allahım diyorum ve bazen sonradan takip ediyorum yaptıklarımı.

Hımm diyorum ben yapmışım belli; çok uzaklaşmış olamam diyip koşuyorum ama en nihayetinde duruyorum..en hoyrat kendimizeyiz en büyük torpil kendimize;boş ver kaçsın zaten yarım yamalak her yerde bir olmamışlık,yaşanmamışlık bırakır; buluruz onu..

Yani içimdekilerin içimdekilere bile bkışı farklıyken DIŞARDAKİLER!!!

Hadi gidin en iyisimi ben yaklaşmadan...